Bir hasret bir umut
Benim hasretimde, umutlarım gizli. Hasret duyuyorum birine, birilerine, bir şeylere. Sadece bir insana değil ki benim hasretim. Benim hasretim umutlu olacak kadar yaşama sevincimin olduğu zamanlara, insanların birbirine kaos ortamı yaratmadan yaşadığı, derdinin huzurla ve birlik için de yaşamak olduğu zamanlara, komşusunun derdiyle dert sahibi olanların zamanına. Birlik diyorum size de tanıdık geliyor mu? Topluluk, yer, alet isim ve sıfatları yapan -lik eki ve beraber, tek anlamında kullandığımız bir kelimesinden oluşmuş birlik kelimesi sadece bundan mı ibaret? Bence soyut bir kullanımdan öteye geçemiyor nedense. Biriz diyoruz birlik olmaktan bahsediyor, bir elin nesi var iki elin sesi var diyoruz ama bu kelimeyi somut olarak gerçekleştirmedikten sonra bütün anlamını yitiriyor.
Birlik kelimesini biraz daha açalım ve diyelim ki milli birlik ve beraberlik içinde hareket etmek, bir toplumu ayakta tutan en önemli etkendir. Bunu sağlayabilmek ise millet olarak tek yumruk olmak, dayanışma ve yardımlaşma içinde hareket etmekle gerçekleşir. Tarihimize biraz göz gezdirdiğimizde bile bu birlik ve beraberliğimizin bizi nasıl karanlıklardan aydınlığa kavuşturduğuna şahit oluruz.
Mustafa Kemal Atatürk'ün her zaman ön planda tuttuğu hususlardan biri şüphesiz milli güç ve birlik olmuştur. Birçok genelgesinde ki (Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde) ifadeleriyle milli birlik düşüncesini somutlaştırmıştır. Bir şeyi ne kadar çok başarmak istersek bir o kadar da karşı olanlar çıkacaktır. TBMM'ni oldukça uğraştıran ama pes ettirmeyen ayaklanmalar olmuştur tabii ki. Bunlar bastırılıp, ülkenin bütünlüğü ve beraberliği sağlanınca düşmanla mücadelede de başarılı olabilmişizdir. Benim bunları açıklamam demek konunun çok daha dağılması demek zaten çağımız gereği bu bilgilere kolayca ulaşabiliriz her yerden.
Şimdi bir söz alıntı yapmak istiyorum "Türk Milletinin idaresinde ve korunmasında milli birlik, milli duygu ve milli kültür en yüksekte göz diktiğimiz idealdir." Sözleriyle de nasıl zamanında düzenin ancak birlikle gerçekleştiyse ilerde de bunun gerekliliğini vurgulamıştır Mustafa Kemal Atatürk.
Evet geldik fasulyenin faydalarına bu aşamaya kadar anlattıklarım milli birlik ve beraberlik ışığında bizi aydınlattı fakat bunun sağlıklı olarak gerçekleşmesi için en temelde birlik ve beraberliği çözmemiz şarttır.
Birlik ve beraberliğimizi sağlayan unsurları sayacak olursam bitmez ama ben kısaca değineceğim bunlara. Aile, mahalle, toplum hayatı, tarih, inanç, dil ve kültür olarak özetler, ayrıca ana-baba-çocuk, kardeş ve akrabalar ilk halkayı oluşturur diyebilirim. Diğer kümeyle birleştirdiğimizde orda komşu ve arkadaşlarımıza rastlarız yani toplumu oluşturan insanlar ve onların yaşam alanıyla oluşan köy, şehir, kasaba, yöre olarak baktığımızda hepsi birleşir. Böyle böyle halkamız büyür ve milli kültür şuuruna kadar ulaşırız. Yani diyorum ki bir bütünlük istiyorsak ve bundan verim almayı hedefliyorsak bunu önce aile içerisinde, okul ve arkadaş ilişkilerinde başarabilmeliyiz. En sonunda bir bakmışız koca ülke tek yürek olmuş.
Peki biz nerede, ne zaman bir araya geliyoruz. Gelsek bile manen gerçekleştiriyor muyuz? Düğünler, camiler, bayramlar, cenazelerde bir araya geliyoruz fakat dağıldıktan sonra yapılan gıybet, kibir, üstün olma duygusu bizi ele geçirirse o beraberliğe ben birlik diyemem. Yani o camiye gelmiyor, o bunu giymiş, onlar kurban kesmemiş, diyerek yaptığımız ayrımlar bizi birleştirmek yerine cephe oluşmasına ve taraf tutmaya sebebiyet verir.
Biz hastalıkta, kötü günde birlik olmayı bırakın en iyi günde bile bir çıkarım güdüyoruz artık. Acaba diyoruz, nasıl oluyor diyoruz sorgulamaktan başka bir şey yapıyor muyuz, hayır sorup ditmeye çalışıyor, ağzımızı kapatmıyoruz.
Doğru bilinen yanlışlar diyerek gireyim konuya bence dost iyi günde belli olur, kötü gününde tanımadığın bir insan bile gelir halini sorabilir ama dostun iyi gününde ki hal ve hareketleriyle kendini belli eder.
Neyse ki konumuzu çok fazla dağıtmadığımı düşünüyorum ne diyorduk umut. İşte duyduğumuz ve insanlığın hasreti bu, bütün kötülüklere rağmen umut ediyoruz etmek zorundayız. Hastayken bir gün iyileşeceğimizi, bir şeyler kötüye gidiyorsa bir gün iyiye gideceğini, güzel günler görmeyi ve daha ne varsa sizi strese, çıkmaza sokan her şey için umut etmeli ve inanmalıyız. Ben her şeye rağmen biliyorum ki umut hep vardır ve biz inanmaya devam ettikçe de olacaktır.
İnsanoğlu efendim bu, bugün ağlar sızlar yarın güllük gülistanlık, bir saat önce bitti dediği şeyin bir bakar nasıl daha iyi olabilir planını yapar. İşte bunun adı inanç, bunun adı umut.
Ümitle kalın, esenlikle kalın efendim.
Yorumlar
Yorum Gönder